16 Kasım 2007 Cuma

En İyi, En Güzel Arkadaş, Dost: KİTAP


En İyi, En Güzel Arkadaş, Dost: KİTAP
Bir Japon atasözü : “ Tek kalan el işe de, alkışa da yaramaz “ diyor..Arkadaşsız,dostsuz insan da öyle… Ama gerçek arkadaş, dost nerede? Çevremizde “masa arkadaşı çok, tasa arkadaşı yok ”
Arkadaş çeşit çeşit, arkadaş türlü türlü. Birlikte büyüdüğümüz çocukluk arkadaşı, mahalle arkadaşı,
ömrü uzun olmayan içki, oyun arkadaşı, okul bitince unutulan okul arkadaşları,” Gel teskere gel “ diye
sabırla koruğun helva edildiği asker arkadaşlığı …
Eşlerimiz de bizim hayat arkadaşlarımızdır. Bu bakımdan bazı eşler birbirine “ arkadaş, arkadaşım,
ahbap ( En büyük yengem amcama böyle seslenir. ) “ diye seslenirler. Arapçada “ Refik, Refika “ dost,
arkadaş anlamına gelir.
Bir düşünür, “ Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim .“ demiş. “ Üzüm üzüme baka baka kararır. “ “ Kır atın yanında duran ya huyundan ya tüyünden alır. “ Kişiyi arkadaşı
azdırır. Arkadaşlarını kıramayan, onların her dediğine peki diyen gençler arkadaş yoluna kötü yola düşerler.
Sigara, içki gibi kötü alışkanlıklarımız çoğu zaman arkadaşlarımızın eseridir.
Mehmet Akif Ersoy “ İstiklal Marşı “ nda gençlere “ Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın “diye sesleniyor. Ahmet Haşim “ Ay “ adlı yazısında , “ Güneş bütün gün, insana doğru, fakat acı şeyler söyleyen bir arkadaştır “ diyerek güneşi dobra dobra konuşan, gerçekleri gösteren bir arkadaş sayıyor. Bir atasözümüze göre de “ Dost acı söyler “
Hepimiz gerçekçi geçiniriz, gerçeklerden hoşlandığımızı belirtiriz de, doğruyu söyleyen arkadaşları-mızdan pek hoşlanmayız. Yaptıkları eleştiriler canımızı sıkar, onları “şom ağızlı “ olarak görürüz. Oysa yü-
zümüze gülen, sık sık iltifat eden arkadaşlar başımızın tacıdır. Yolculuğa çıktığımız zaman iyi bir yol arkadaşı bulsak da yalnızlığımızı gidersek, tatlı tatlı muhabbet etsek diye içimizden geçiririz. Ama kimi yol arkadaşlarının çeneleri bir açıldı mı kapanmak bilmez. Hep kendisi konuşsun da başkaları dinlesin ister, yanındakilere konuşma fırsatı vermez.İş arkadaşının iyisi insana huzur verir, kötüsü ise asla çekilmez, ızdırap verir. Buraya kadar hep arkadaştan, arkadaşlıktan bahsettik.Peki geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızın eğitiminde nasıl bir yol izlersek daha akılcı davranmış oluruz.Dedelerimizin babalarımıza ve babalarımızın da bizlere uyguladığı korkuya dayalı bir eğitim mi,yoksa daha akılcı olan ve peygamber efendimi-zin de bizzat uyguladığı sevgiye dayalı bir eğitim mi? Sevgiye dayalı bir eğimin temelleri ailede atılır.Ço-cuklarımızı ve gençlerimizi iyi eğitmek istiyorsak onları ciddiye almalı,yetişkin bir birey gibi dinlemeliyiz yani arkadaşlık etmeliyiz onlarla.Osmanlı toplumunda çocuk eğitimine büyük önem verilir “ yetişkin “ muamelesi yapılırdı,onlara selam verilir ,selamları alınırdı.B öylece çocuk kendine güveni ve kişiliğine saygıyı öğrenirdi..
Hep arkadaş dedik, arkadaşlık dedik.Peki en candan,en iyi en güzel arkadaş kimdir,nedir? Bize çok iyi
davranan arkadaşlarımız bile bizimle gece gündüz birlikte olmaz, olamaz. Ama kitaplar öyle mi? Her zaman,
her yerde elimizin altındadırlar. Ne zaman istesek emrimizde ve hizmetimiz dedirler. Derdimizi sıkıntımızı
sayfalarına dalarak unuturuz. Kitaplar bizi avuttuğu gibi yükseltir de. Uygarlık yazıyla, kitapla başlamıştır.
Çağdaş, kültürlü hedef ve ülkü sahibi olmanın yolu kitaplardan geçer. Çocuklarımızın okuma alışkanlığı ka-
zanabilmeleri, kitaplarla dost ve arkadaş olabilmeleri için gerekli alt yapının ilk temeli okulda atılır. Bu konuda biz öğretmenlerin de vizyon, misyon,hedef ve ülkü sahibi olması gerekmektedir.Konuyla alakalı olarak şuörneği vermek istiyorum :Sultan 2. Mehmet henüz yedi yaşlarındayken hocası Molla Ak Şemsettin kula-ğına eğildi ve başarının en önemli kuralını fısıldadı : “Hedefini tespit et!” Önce hedef belirlendi :”Kons-tantiniyye mutlaka fethedilecektir.” Ak Şemsettin hedef tespiti sonrasında şunu söyledi: “ Dağ ne kadar yüksek olursa olsun, yol onun üzerinden geçer. Sen dağ olmaya heveslenme, asla gururlanma; yol ol ki ,herkes senin üzerinden geçerken ,sen dağların bile üzerinden geçesin.”
“ Hocam, ya şartlar elverişli olmazsa? “ diye sordu. Ak Şemsettin şu cevabı verdi : “ Şartlara teslim olmazsan şartlar değişir, sana teslim olurlar. Çok çalışır, çok dua eder ve çok istersen Allah’ın rahmeti tecelli eder,rahmet tecelli ettiğinde nice olmazlar olur.
Biz öğretmenler okulda, anne babalar evde çocuklarımızı hedef ve ülkü sahibi yapabilirsek en önemli
görevlerimizden birini yapmış sayacağız kendimizi. Hedef sahibi insanın en önemli besin kaynağı kitaplardır. Hadi gelin bu candan arkadaşımızı,dostumuzu bağrımıza basalım.Okuyalım,okutalım, kitap okumayı
yaygınlaştıralım. O zaman bakın nasıl yediveren gülleri açacaktır benliğimizde, sevgi bülbülleri şakıyacaktır
içimizde.

HÜSNÜ DİKYOL
Sınıfı Öğretmeni

Hiç yorum yok: