
SAHİP ÇIKILMAYAN NESİL BATMAYA NAMZETTİR
Köklü bir milletin torunlarıyız. Tarihimizde gurur duyacağımız birçok olay gerçekleşmiştir. Bu gerçekleşen olayların hiçbiri herhangi bir mucize sonucu oluşmamıştır. Bizleri o zamanlarda ve şimdilerde sevindiren bu olayların temelinde zahmet vardı. Bu zahmet neticesi ise bir rahmet meydana gelmiştir. Bütün gelecek zamanlar o devrin gençleri üzerinde yükselmiştir. Gençlerine sahip çıkan milletler hep yücelmiştir. H.z Ali ”Çocuklarınızı bulunduğunuz zamana göre değil, gelecek zaman göre terbiye ediniz. Zira onlar sizin zamanlarınızdan başka bir zaman için yaratılmışlardır. O zamana uygun bir tarzda onları güzelce terbiye etmekte kusur etmeyiniz.” diyerek neslimize sahip çıkmanın ve onlara verilecek olan eğitimin önemine o zamandan işaret etmiştir.
Biz öğretmenler olarak bir neslin yetiştirilmesi vazifesini omuzlarımız üzerine almış bulunmaktayız. Sorumluluk sahibi öğretmenler bu vazifenin ağırlığı ile bir nesli yetiştirmenin sancısını çekmektedirler. Öğretmenlik mesleğine başlayan her birey bu vazifeyi yapacağına dair söz vermiş oluyor. Peki, neslimize sahip çıkıyor muyuz? Ya da sahip çıkmak için neler yapıyoruz? Bizler bu vazifeye başlamakla irfan meşalesini, irfan nesline ulaştırma vazifesini üstlenmiş oluyoruz. Bu vazife bizi gelecek nesillerin huzurunda mesul duruma sokacaktır.
Derslerine girdiğimiz öğrencilere bir bilgisayar gibi davranarak sadece bilgi yüklemek ne insanlığa sığar ne de vicdana. Onlar akıl sahibi, ruh sahibi nazenin canlılardır. Onlar geleceğimizin fikir işçileridir. O açıdan çok zeki çocuklar yetiştirebiliriz, peki bu zeki çocukların ileride devletine, milletine asi bir insan olmayacağını nasıl garantileyeceğiz? Elbette böyle bir durumu garantilemek çok zordur. Öyleyse evlatlarımıza vermiş olduğumuz ders konularının yanında onlara manevi dinamiklerimizden, kültürel değerlerimizden, milli duygularımızdan, tarihi zenginliklerimizden bahisler açmasak bu gençler bu değerleri nereden öğrenecekler? Gençlerimize öğretmenler olarak bizler çalışmanın erdemini, dürüstlüğün faziletini, ilmin izzetini, hoşgörünün değerini, yardımlaşmanın ehemmiyetini, vatanın yüceliğini, saygının edebini öğretmezsek bu eksik kalan faziletli davranışların yerine gençlerimiz neler koyabilir hiç düşündünüz mü? Bu erdemlerden mahrum kalan bir nesil bencillik soluyacak, şiddet yazacak, nefreti yansıtacak, cinsellikle yatacak tembellikle kalkacak gelecek yüzyılımızı karartacaktır.
Hepimizin evlatları vardır. Bizim çocuklarımızda bir başka öğretmenin elinde yetişmektedir. Hepimiz neslimizin yetişmesinde hassasiyet gösterirsek gelecek yüzyıllarda bizim mührümüz dünyaya vurulacaktır. Bizim sözümüz muteber olacaktır.
Devlet tarafından önümüze bir tezgâh verilmiş. Tezgâhta işlememiz için malzeme verilmiş. Önümüze konan bu malzemelerden geleceğin fikir işçilerini yetiştirmeliyiz. Misyon sahibi gençlerimiz öğretmenlerimizin gayretleriyle yakın geleceğimizi aydınlatacaktır. Bu konuda sabırlı olmalıyız. Anlattığımız her şeyin o saf zihinlerde hemen icraata dönüşmesini beklemek yanlış olur. Bu zorlu zamanda ilmikleri birer birer geçirmeliyiz. İlmiğin bir ucunu tarih şuuruna diğer ucunu bilime tutturarak sağlam bir kişilik oluşturmanın sancısını taşımalıyız. Bugün atacağımız tohumlar gençlerimizin sinesinde zamanı gelince filizlenip, meyveye duracaktır. Öğretmenlerimiz bir koyun misali verilecek bilgileri yoğurarak memeden çıkan faydalı süt gibi çocuklara sunmalı onların yetişmesinde başrolü oynamalıdır. Son olarak diyebiliriz ki sahip çıkılmayan nesil batmaya namzettir, biz sahip çıkarsak bu nesil yücelecektir.
Bütün meslektaşlarımı sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Gelecek olan“Altın Neslin” ”İrfan Neslinin” huzurunda edeple eğiliyorum.
Abdulkadir Gök
Köklü bir milletin torunlarıyız. Tarihimizde gurur duyacağımız birçok olay gerçekleşmiştir. Bu gerçekleşen olayların hiçbiri herhangi bir mucize sonucu oluşmamıştır. Bizleri o zamanlarda ve şimdilerde sevindiren bu olayların temelinde zahmet vardı. Bu zahmet neticesi ise bir rahmet meydana gelmiştir. Bütün gelecek zamanlar o devrin gençleri üzerinde yükselmiştir. Gençlerine sahip çıkan milletler hep yücelmiştir. H.z Ali ”Çocuklarınızı bulunduğunuz zamana göre değil, gelecek zaman göre terbiye ediniz. Zira onlar sizin zamanlarınızdan başka bir zaman için yaratılmışlardır. O zamana uygun bir tarzda onları güzelce terbiye etmekte kusur etmeyiniz.” diyerek neslimize sahip çıkmanın ve onlara verilecek olan eğitimin önemine o zamandan işaret etmiştir.
Biz öğretmenler olarak bir neslin yetiştirilmesi vazifesini omuzlarımız üzerine almış bulunmaktayız. Sorumluluk sahibi öğretmenler bu vazifenin ağırlığı ile bir nesli yetiştirmenin sancısını çekmektedirler. Öğretmenlik mesleğine başlayan her birey bu vazifeyi yapacağına dair söz vermiş oluyor. Peki, neslimize sahip çıkıyor muyuz? Ya da sahip çıkmak için neler yapıyoruz? Bizler bu vazifeye başlamakla irfan meşalesini, irfan nesline ulaştırma vazifesini üstlenmiş oluyoruz. Bu vazife bizi gelecek nesillerin huzurunda mesul duruma sokacaktır.
Derslerine girdiğimiz öğrencilere bir bilgisayar gibi davranarak sadece bilgi yüklemek ne insanlığa sığar ne de vicdana. Onlar akıl sahibi, ruh sahibi nazenin canlılardır. Onlar geleceğimizin fikir işçileridir. O açıdan çok zeki çocuklar yetiştirebiliriz, peki bu zeki çocukların ileride devletine, milletine asi bir insan olmayacağını nasıl garantileyeceğiz? Elbette böyle bir durumu garantilemek çok zordur. Öyleyse evlatlarımıza vermiş olduğumuz ders konularının yanında onlara manevi dinamiklerimizden, kültürel değerlerimizden, milli duygularımızdan, tarihi zenginliklerimizden bahisler açmasak bu gençler bu değerleri nereden öğrenecekler? Gençlerimize öğretmenler olarak bizler çalışmanın erdemini, dürüstlüğün faziletini, ilmin izzetini, hoşgörünün değerini, yardımlaşmanın ehemmiyetini, vatanın yüceliğini, saygının edebini öğretmezsek bu eksik kalan faziletli davranışların yerine gençlerimiz neler koyabilir hiç düşündünüz mü? Bu erdemlerden mahrum kalan bir nesil bencillik soluyacak, şiddet yazacak, nefreti yansıtacak, cinsellikle yatacak tembellikle kalkacak gelecek yüzyılımızı karartacaktır.
Hepimizin evlatları vardır. Bizim çocuklarımızda bir başka öğretmenin elinde yetişmektedir. Hepimiz neslimizin yetişmesinde hassasiyet gösterirsek gelecek yüzyıllarda bizim mührümüz dünyaya vurulacaktır. Bizim sözümüz muteber olacaktır.
Devlet tarafından önümüze bir tezgâh verilmiş. Tezgâhta işlememiz için malzeme verilmiş. Önümüze konan bu malzemelerden geleceğin fikir işçilerini yetiştirmeliyiz. Misyon sahibi gençlerimiz öğretmenlerimizin gayretleriyle yakın geleceğimizi aydınlatacaktır. Bu konuda sabırlı olmalıyız. Anlattığımız her şeyin o saf zihinlerde hemen icraata dönüşmesini beklemek yanlış olur. Bu zorlu zamanda ilmikleri birer birer geçirmeliyiz. İlmiğin bir ucunu tarih şuuruna diğer ucunu bilime tutturarak sağlam bir kişilik oluşturmanın sancısını taşımalıyız. Bugün atacağımız tohumlar gençlerimizin sinesinde zamanı gelince filizlenip, meyveye duracaktır. Öğretmenlerimiz bir koyun misali verilecek bilgileri yoğurarak memeden çıkan faydalı süt gibi çocuklara sunmalı onların yetişmesinde başrolü oynamalıdır. Son olarak diyebiliriz ki sahip çıkılmayan nesil batmaya namzettir, biz sahip çıkarsak bu nesil yücelecektir.
Bütün meslektaşlarımı sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Gelecek olan“Altın Neslin” ”İrfan Neslinin” huzurunda edeple eğiliyorum.
Abdulkadir Gök
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder